|
Acıbadem Bağdat Caddesi Polikliniği, bir hastane projesi değil, bir poliklinik projesidir. Doğal olarak hiçbir projemize benzemeyen teknik donanımları, çok hassasiyet gösteren bir yaklaşımla proje ele alındı. Bilindik poliklinik formatının dışında bir çalışma. Biraz renklerle ön plana çıkan bir iş. Aslında fonksiyon olarak otele gittiğiniz zaman hissettiğiniz sıcaklığı poliklinikte de hissedin istedik.
Mekanın yüzde 51 teknik yüzde 49’u estetik olmalıydı. Yaklaşık 2800 metrekare ve sekiz katlı olarak yapının tamamı kullanıldı. Giydirme cepheleri ve betonarme olarak hazır haldeki yapının klima, elektrik, tesisat sistemleri yeniden ele alınarak, fonksiyonlara göre yeniden yorumlandı.
Acıbadem Grubun fonksiyonlarının ve hedeflerinin çok da rahat olmayan bir alanda ele alınması, kat yüksekliklerinin yapının birçok yerinde asma tavan bile yapılamasına izin vermeyecek kadar az oluşu, normal bir yapının 3-4 katı daha fazla mekanik, elektrik donanımına sahip olması ve bütün bunların sonucunda belli bir bütçe ile ele alınarak çağın çizgisinde olması bu çalışmanın özeti olabilir.
Acıbadem Gruba, biz sadece kurumsal sürekliliği olabilecek polikliniğe özgü yeni bir konsept önerdik. Yeni bir yaşam biçimi üretme aşamasında faydalı olduk ama bunun muazzam teknik bir alt yapısı vardı. Bu alt yapı zaten bize sağlanmıştı. Tasarım kriterlerini sınıflandırırsak; yapının durumu, poliklinik ihtiyaçları, işverenin statüsü, hedefleri ve bizim yorumumuz. Proje ve uygulaması birlikte yürütülen poliklinik toplam beş ayda tamamlandı. Bu kadar sürmesinin nedeni ulusal ve uluslararası sağlık örgütlerinin kriterlerine uygunluğun karşımıza çıkmasıydı. Malzeme seçimlerini de çağın ve medikal teknolojinin uzantılarına dikkat ederek yaptık. Bir trend veya akıma yönelik hiçbir seçimimiz olmadı.
Renk konusunda beyaz ve açık renkler zaten sağlıkta kurumsal kabul görmüş durumda. Ancak işveren gurubun çok titiz ve teknolojinin tüm imkanları ile donattığı unsurların daha önde, daha da fark edilebilir olması için seçimlerimizi bu şekilde uygulama eğiliminde olduk.
Aydınlatmaları tavanın içine gömmedik. Bu yüzden en belirleyici seçimimiz aydınlatma oldu. Kesinlikle direkt aydınlatmadan kaçınarak, sadece yeterli olan aydınlatma düzeyine yönelik, hasta ve doktor için olan yerlerde direkt kullanıma yönelik seçimlere gidildi.
En alt kat ambulans ve acil hasta girişinin olduğu kat. Dolayısıyla teknik yoğunluğun çok fazla olduğu bir kat. Giriş katı hasta iletişim odaları. Bu kattaki ofisleri çok ciddi bir hava olmasın diye ya açık yaptık ya da transparan perde gibi cam panellerle ayırdık. Katları fonksiyonlarına göre ayırmadık ama her katı farklı renkte yaptık. Örneğin çocuk muayene odalarının bulunduğu kat çocuk psikolojisi göz önüne alınarak tasarlandı. Odalarda çocukların korkuları yok edecek, kaplumbağa gibi sevimli hayvan formları kullanarak muayene yatakları tasarlandı. Çünkü çocuklar doktor korkusunu en yoğun yaşayan grubun içinde. Çocuk muayene odalarının bulunduğu katta beklerken sıkılmamaları için bir oyun alanı bile var.
Proje uygulanırken oldukça dingin mobilyalar seçtik. Hiçbirinin ben buradayım diye bağırmasını istemedik. Fakat mekanın beyazlığını ve hasta psikolojisini düşünerek her katta ayrı renklerde günümüzün değer görmüş tasarım mobilyaları kullanıldı. İnsanlar bir mahkeme salonuna bir de hastaneye gitmek istemez. Gittiğiniz zaman içi sıkılır. Polikliniğin iç mekan uygulamasında tercih edilen tasarım, bu tepkiyi yok etmek içindi. İnsanlar gelsin rahat koltuğunda otursun, renkli mobilyalar görsün ferah ve aydınlık bir atmosferde olsun istedik.
Zoom Mimarlık’ın ortaklarından içmimar Atilla Kuzu ve mimar Levent Çırpıcı’nın imzasını taşıyan bu proje Design Turkey / IDA 2005’te “Halka Açık Mekanlar” dalında birincilik ödülüne layık görüldü.
|